RÖPORTAJLAR

Başhekim Doç. Dr. Müslümanoğlu:Türkiye’nin en sorunlu hastanesinde başhekimlik yapmaya çalışıyorum

Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği görevine getirildiği 17 Mayıs tarihinden bu yana neler yaptınız, yapmayı planlayıpta yapamadığınız projeleriniz var mı diye sormak istediğimiz Başhekim Doç. Dr. Muhammed Hamza Müslümanoğlu’nun kapısını çaldık.

18 Şubat 2011 Cuma 10:27

Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Müslümanoğlu:

Türkiye’nin en sorunlu hastanesinde başhekimlik yapmaya çalışıyorum

Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği görevine getirildiği 17 Mayıs tarihinden bu yana neler yaptınız, yapmayı planlayıpta yapamadığınız projeleriniz var mı diye sormak istediğimiz Başhekim Doç. Dr. Muhammed Hamza Müslümanoğlu’nun kapısını çaldık. Çok samimi açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin en sorunlu hastanesine geldiğini belirten Doç. Dr. Müslümanoğlu, hastanede önceki dönemlerde yapılan bir çok yanlışların olduğunu fakat bunlara çözüm bulma noktasında çalışanlarıyla birlikte hekim arkadaşlarının da büyük gayretler gösterdiğini söyledi. Biz de ÇUMED Dergisi olarak Doç. Dr. Müslümanoğlu’nun anlattıklarını size aktarmak istedik.

Türkiye’nin en sorunlu hastanelerinden birinde başhekimlik yapıyorum
Samimiyetten başka bir şekilde hareket edemeyen birisiyim. 17 Mayıs 2010’da göreve geldik. Problemleriyle Türkiye’nin bin 100 hastanesi içerisinde en problemli hastane burası diyebilirim. 20 yılı üniversitede akademisyen, 2 yıl kadar da satın almada görev yapmış bir başhekim olarak, neyi nasıl yapacağımı yönetmekten ziyade karşıma gelen problemleri sıraya koymaya çalıştım. Hastanenin problemleri; hastaneyi nasıl güzelleştiririm, nasıl geliştiririm manasında değil. Gayri ihtiyari hiçbir tercihte bulunmaksızın problemleri çözme noktasında uğraş verdim. Bu aşamada  bir çok gazeteci arkadaştan görüşme talebi geldi. Ben sağlıklı bilgi olmadan sıhhatli doğru şeyler yapılamayacağına inanan biriyim. Bilginiz sıhhatliyse verdiğiniz kararlar da sıhhatli olur. Ama işin açıkçası Adana’ya geldiğinde çok sayıda fazla bilgi bana istemeden ulaştı. Bu bilgilerin hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunu tespit edecek bir çok uğraşa sahip olmadığım için özellikle bu bilgilerle karşılaşmamaya özen gösterdim. Şöyle de söyleyebiliriz; dedikodudan uzak hastaneyi tanıyayım istedim. Bu hastanenin bir üniversitenin içinde yaşanmakta olan problemlerden, o problemlerin kaynağı olan egodan farklı problemleri yok. Buranın da problemleri aynı. Ben böyle inanıyorum.

17 Mayıs’tan öncesini bırakalım
Bir hesaplaşmaktan uzak durmamız gerektiğine inandım. 17 Mayıs öncesi olaylar olmuş bitmiş. Onlarla yapabileceğimiz hiçbir şey yoktu. Olmuş bitmiş. Biri haklı biri haksız dememin de bu hastaneye pozitif katkısının olmayacağı da kesindi. Böyle bir iyi niyetle 17 Mayıs’tan öncesini bırakıp sonrasına bakalım. Bölgede, çok büyük hizmet veren bir hastane burası. Bütün sıkıntılarına rağmen, Adana’da, Adana Numune ve Araştırma Hastanesi’nden başka bu kadar büyük bir hizmeti sunan bir başka sağlık kuruluşu yok. O halde, dedim ki ben bu hastanenin güzel ve faydalı kısımlarını ön plana çıkarayım. Bu noktada gazetecilerin yardımı gerekiyordu. Ama gazetecilere anlatabileceğim sıhhatli bilgiler olmadığı için onlarla görüşmemeye çalıştım. Çünkü, hastaneyi tanımıyordum. Bunları çok net olarak söylüyorum. Başhekim oldum diye bir ay içerisinde  bu hastanenin bütün sorunlarını algılayıp bunlara çözüm üretecek güce sahip olduğuma hiçbir zaman inanmadım. Sekiz aylık dönem içerisinde herkesin ‘Ya biz bu başhekimle bu hastanenin geçmişini unutup güzel şeylere doğru yelken açabiliriz’ ümidine dönüştüğünü düşünüyorum.  Böyle olmasını da istiyorum. Arka planda başka bir şeyim yok. Ne gibi? Bu göreve geldiğimde başhekim yardımcısı arkadaşlarla yaptığım toplantıda yaptığım bir konuşma sonrasında bir arkadaşımız şöyle dedi: ‘Sizin buraya operasyona geldiğinizi düşünmüştük. Bu göreve geldiğinizde burayı dağıtırsınız sanmıştık. Konuşmanızdan sonra böyle bir şey göremedim. Çok memnun oldum’ deyince, ‘valla ben de buraya operasyona geldiğimi söyleyebilirim. Ama iyi işler yapma operasyonu yapmaya geldim. İyi şeyler yapmak isteyenlerle iyi işler yapmak istiyorum. İşin iyisini yapmak istiyorum.’ dedim. İnsanların hangi özellikleri olursa olsun, hangi tercihleri olursa olsun, insansa, beşer sıfatı da taşıyorsa, muhakkak sıkıntıları vardır. Bu manada da şu örneği veriyorum; Hanginizin evinde tuvalet yok ki. İnsan neredeyse orada tuvalet vardır. Neden? Çünkü insanın içinde ürettiği bir pislik vardır. Bu pislik hepimizde var. Medeni insan olarak bunu tertemiz çıkaracağız. Başkasının pisliğini ön plana çıkarmayacağız, iyi yöneticiysek bu pislikleri temizleyeceğiz. Burada çok geniş bir sahada hizmet veriyoruz. Gerçekten, akıl almayacak bir hizmeti veren yer burası. Samimi olarak söylüyorum, asistematik çalışan bir yerin bu kadar hizmeti vermesi, doğrusu nasıl oluyor da böyle oluyor, incelenmesi lazım. Sıkıntılar olmuş, ama burası madem devlet kurumu, ben bu devlet kurumunun en güzel şekilde bu coğrafyaya hizmet vermesi için çalışayım dedim. Ön yargılı olmayayım, geçmişle alakalı bilgi sahibi olmayayım dedim. Buraya gelmeden tanıdığım insanlar bana dua etti. Allah yardımcın olsun, çok zor bir yere gidiyorsun dedi. Buna sayın valimi ve emniyet müdürümüzü de ekleyebiliriz. Benim makam kaygım yok. Buraya geldiğimden bu güne gece-gündüz bu hastanenin sorunlarını nasıl çözerimin derdindeyim. Başka hiçbir işle uğraşmadım.

Emar çektirmek için hastane mutfağının içinden geçiliyordu
Hastanenin mutfağının içerisinden emar servisine gidiliyordu. Geldiğim ilk on gün içerisinde mutfağın taşınmasını sağladım. Bunu yaparken hiçbir ödeme yapmadım. Sonraki ana işim idari binaları bir araya toplamak oldu. Herkes birbirinden çok uzaktı. Mekan olarak hepsini bir araya toplayayım diye bu binayı düzenledik. Burası boştu. Buranın böyle bir bina haline gelmesi için çok büyük paralar isteyen projeler yapılmıştı. Biz istenen paranın onda birine bu mekanı yaptık.

Taşınacak olmamız hastanede fiziki değişiklik yapmamıza engel oldu
Bu arada çok ciddi bir şekilde taşınma ile ilgili meselemiz vardı. 28 Temmuz tarihi itibariyle TOKİ’ye teslim edilecekti. 15 Ağustos 2010 itibariyle de poliklinik hizmetini başlatmam istenmişti. Hastanenin fiziksel koşullarını herkes biliyor. Bu hastanenin fiziksel koşullarıyla alakalı ne yapabilirim diye düşündüğümde karşıma hep taşınma çıkıyordu. Şunu anladım ki, hastanede fiziki projeler yapmamalıyım. Yapmam gereken hastaların alması gereken hizmetin kalitesini artırmam gerekiyor diye düşündüm.

Acil Servis’te iyileştirme yaptık
En çok hizmet veren yerlerden bir tanesi de acilimizdi. Acilimizin üstü boş. Mekan olarak en sağlam yer burası. Acilin içindeki yoğun bakımı yukarı taşıyıp, acile gelen hastalara da daha rahat bir ortamda müdahale edilebilir alan oluşturayım istedim. Burada da çok büyük rakamlı projelerden bahsediliyordu. Biz yukarıya yoğun bakımı yaptık. Yakın bir zamanda taşıyacağız. Acilin içindeki çocuk acili erişgin acili, görüntülemesi ve laboratuarı ile birlikte yine şu andaki pozisyonuna göre daha iyi hizmet verir hale getirmek için gayret gösteriyoruz.

Ameliyathane içindeki tuvaleti kaldırdım
Ameliyathane bu hastanede girdiğim en son yer oldu. Girmek istemiyordum. Çünkü ameliyathane ile almış olduğum bilgilerin hepsi beni çok üzüyordu. Depresyona sokuyordu. Hem de ya Hamza bu hastanede ameliyathane ile alakalı yapacağın bir şey yok dedirtiyordu, almış olduğum bilgiler. Ama orası ile ilgili çok kötü pozisyondan kötü pozisyona getirmeyi başardık. Çok çok kötüden kötüye getirdim. Bunları çok net söylüyorum. Çünkü şöyle bir tarafım yok. Hayatım boyunca başhekim olarak düşünmüştüm. Böyle bir makama geldim. Burayı kesinlikle bırakmam ha demiyorum. Koltuk sevdalısı değilim. İyi şeyler yapmak istiyorum. Ameliyathane fiziksel olarak daha iyi hale geldi. Ameliyathanede tuvalet vardı. Onu oradan çıkartmam bile büyük bir iş.

Siyasete atılmak gibi bir düşüncem yok
Siyasete atılmak gibi bir niyetim de yok. Samimi olarak söylüyorum. Böyle bi derdim yok. Derdim; hastalar bir grup insan. Bunlar dertli insanlar, muhtaç insanlar ve şifa ümidiyle bu hastaneye geliyorlar. Bu insanlar bizim misafirimiz. Ben bu misafirleri rahat ettirmek zorunda olan bir koltukta oturuyorum. İnancım şudur; şifa Allah-ü Teala’nın elindedir. Hekim ne yaparsa yapsın Allah murad etmedikten sonra hasta şifa bulamaz. Hekimin ve benim yapabileceğim şey, hastayı rahat ettirmektir. Hastaya ilgi göstermek, hoş geldin, nasılsın demektir. Hayatını sormaktır. Bunun yanında bilimsel olarak hastayı tedavi etme noktasındaki tarafımızı geliştirip en üst seviyeye taşımamız lazım. Ama, karşımızdaki insana insanca muamelede bulunmuyorsak, bu insan şifa da bulsa memnun kalmaz. Ama ben tersini söyleyebilirim. Bizim insanımıza iyi davranırsanız, gerçekten onlar elinizden geleni yaptığınıza inanırsa, fakat şifa bulamazsa bile size teşekkür ederler. Ben kurumumun bunları yakalaması noktasında kurumun en tepesinde oturan insanım. Çalışanlarımla, hekimlerimle bunları konuşuyorum. Problemlerimiz çok büyük olabilir ama hastaya iyi davranmalıyız. Evimize gelen misafire benim yemeğim yok diyemiyor, ne varsa önüne koyuyorsak, hastanecilikte de imkanları güler yüzle bu insanlara sunmamız lazım diyorum. Hekimliğin bu olduğuna inanıyorum. Başhekimliğin de bunu organize etmek olduğuna inanıyorum.

Hastaneye öğretim üyelerini soktum
Acilimizi düzelttik. Bu arada yapmaya çalıştığımız şeylerden bir tanesi de, üniversitedeyken çok istediğim ama yapamadığım, bilgiyi üreten kurum manasında üniversiteyi şu kurumun içine katayım istedim. Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin içerisine öğretim üyelerini soktum. Hastaneyi inceliyorlar. Bu incelemeye başladıkları yer radyoloji kliniği oldu. 3 haftalık çalışma sonucunda yoğunluğun nasıl alınacağı noktasında çözüm üretildi. Ameliyathanede bir çalışma yapılıyor. Yeni hastaneyi nasıl yerleştireceğiz. Bunun çalışması yapılıyor.

Yatak kapasitemiz 910
910 yataklı hastaneyiz. 480’i burada, 300’ü Seyhan Uygulama’da, 110 yatak da Fatma Timuçin’de. Günlük 5-6 bin poliklinik hizmeti veriyoruz. Ayda, yaklaşık olarak 5 bin hasta yatıyor hastanemizde. Aylık ortalama olarak 11 milyon lira fatura kesiyoruz. Yıllık 140 milyon TL’lik ciroya sahibiz. Borcumuz yok. Yeni hastaneyi kurma noktasında Sağlık Bakanlığı’nın müthiş bir desteğini görüyoruz.

Yeni hastane binamız 9 Aralık’ta TOKİ’ye geçici teslimi yapıldı
Yeni hastane binasının 9 Aralık tarihi itibariyle TOKİ’ye geçici teslimi yapıldı. TOKİ tespit ettiği eksiklikleri yüklenici firmaya iletmiş. Sağlık Bakanlığı henüz TOKİ’den teslim almış değil.

Yeni hastane binasının acili revize edilecek
Yeni hastanenin acilinin projesinin revize edilmesi gerekiyor. Yeni projeyle acilin fiziki durumunun daha kullanılabilir hale gelmesi gerekiyor. Burası yapıldıktan sonra teslim aldığımız andan itibaren 3 hafta içinde tamamen taşınabiliriz. Yeni binadaki acilde tadilat yapılmazsa bile acil hariç diğer bölümleri taşıyabiliriz. Üç ayrı binada hizmet verirken 4 ayrı binada da hizmet verebilirim. Şimdiki binamızda bulunan acilimize günde bin kişi geliyor. Yeni binanın acilinden 500 kişi bile faydalanamaz. Proje çizdiriliyor. En geç Nisan ayının sonuna kadar ihalesi yapılıp proje bitirilirse mayısın ilk haftası itibariyle hiçbir şeyi burada bırakmamak kaydıyla oraya taşıyabilecek altyapıyı kurgulamış durumdayız. Yeni binanın perde, çarşaf, yorgan, karyola ne aklınıza geliyorsa ihalesi yapıldı. Alımları yapıldı. Vali Yardımcımız Adem bey de çok ciddi şekilde ilgileniyor. Gelen malzemeleri o hastaneye koyamıyoruz. Güvenlik gönderemiyoruz. Çünkü güvenliğin çalıştığı adres belli. Valimiz depo olarak bize izin verecekler. Biz de gelen malzemeleri oraya koyup depo olarak koyacağız. Planlayamadığımız herhangi bir işi yapmıyoruz. Burayı şubatta aç derseniz, açamam. Mükemmel manada açamam.

Taşeron çalışanların işten çıkarılmasına üzülüyorum
Hastanede çalışan taşeron elamanlarının işten çıkarılması beni çok üzüyor. Bu insanları işsiz bırakmak istemem. Gittim konuştum. Gelin benim yerime oturun, ben de sizin yerinizde burada oturayım. Siz başhekim olarak sorunu çözebiliyorsanız çözün. Benim mevzuata uygun hareket etmem gerekir. Burada yapılan bir haksızlık varsa bu başhekimliğin suçu değil. 200 taşeron işçimiz vardı. 168’i işe başladı. 32 tanesi ibranameleri imzalamadığı için başlatılamadı. Bunun hastane başhekimliği olarak hiçbir ilgisi yok. İhaleyi kazanan firma ve kaybeden firma arasında olan bir durum. Hizmet ihalesi yapmışım. Kazanan taşeron firma işçisini getirip hizmetini yapacak. Bizi direk olarak ilgilendiren bir şey yok. Sağlıktan sorumlu vali yardımcımız Adem bey de bu konuyla yakından ilgileniyor. Arkadaşlar bu ibranameleri imzaladığı zaman sorun kalmaz. İşlerine dönerler. Mevzuat içerisinde yapabileceğim bir şey yok.

Evrak kayıtta bekleyen fatura kalmadı
Firmalar benim yardımcılarım. Düşmanlarım değil. Kesinlikle böyle bakıyor, böyle inanıyorum. Bizden önce birikmiş olan evrakları, mevzuata uygun olarak ortadan kaldırmaya çalışmam söz konusu. Ben geldikten sonra 50 milyon lira ödeme yapmışız. Hasbel kader bir firmaya ödeme yapılmamış. Hakkaden çok ciddi bir durum. Firma ciddi sıkıntılar yaşamış. Bu sorunu da çözdük. Tahakkukta ve faturalamada sistemimi, geldiğim tarihe göre yüzde 90 revize etmiş durumdayım. Dolayısıyla ben eskisi gibi olmadığını görüyorum. Firmalar da eskisi gibi olmadığını görüyorlardır. Eski bekleyen evrakların olmadığını biliyorum. Yani problem çıktığında bir aydan önceki evrakları yoktu. Bir firmanın vardı o da zaten çok canı sıkılmıştı. Ama çözdük. Bundan 9 ay önceki sistem gibi bu hastanedeki ödemeler dengesinin yürümediği inancındayım. Şu anda fatura kayıtta evrak alınmaması gibi bir durum söz konusu değil. Eleman sayımız belli, yaptıkları işlemler belli. Yetişebilmeleri ve belli bir süre içerisinde mümkün olabilmesini kolaylaştıracak başka bir tedbir almaya çalışıyoruz. Eğer bunu oturtabilirsek işlemler çok hızlı olacak. O zaman satın alma çok daha rahatlayacak. Benim hastanemin bir faturayı ödememesi için sebep ne olabilir. Parasının olmaması gerekir. Ama hastanemizin parası var. Faturayı neden ödemeyeyim? Bizim işlemlerle ilgili sıkıntılarımız var. Burada daha önce tamamlanmamış evraklarla ödeme yapmam söz konusu değil. O sıkıntılarımız vardı. Buna rağmen medikalciler sıkıntımız var diyorlarsa bu birkaç evrakla ilgili sıkıntılardır. Genel bir sıkıntı olduğunu sanmıyorum. Bir kastımız yok. Sorunu çözülmeyen hangi firma varsa kapımız her zaman açık. Gelip bana problemi sıhhatli olarak anlatırsa ben de niçin bu problemi çözemediğimi anlattığımda dinleyecek biri varsa onlarla konuşmak isterim. Bu evrakların alınmaması ile alakalı savunmasını aldığım elemanlarım var. Şimdi işlerin daha iyi yapıldığını düşünüyorum. Problemsiz insan olmaz. Sistem kaynaklı problem yaşıyoruz.

ÇUMED MEDİKAL SAĞLIK DERGİSİ

Yükleniyor...